Yazı Detayı
07 Temmuz 2021 - Çarşamba 10:41
 
Ötekileştirmek
Prof. Dr. Mirzahan HIZAL
 
 

ÖTEKİLEŞTİRMEK
 

Ötekileştirmek  ne  demektir? 

 

Günümüzde  sıkça kullanılan   bu  kelime,  yüzeysel  olarak  ve  fazla  düşünmeyen  insanlar  tarafından, kendi  çıkarları  doğrultusunda   kullanıla   kullanıla   yalama  olan   kelimelerdendir.  Aslında  bizden  olanlara  cephe alarak,   kırıp,  incitip,  aşırı ve haksız  eleştiri  ve  ithamlarla  kendimizden  uzaklaştırmak  hatta  düşman  etmek  gibi  anlamlara  gelmektedir. 
Yani  bir  mağduriyet  ima edilmektedir.  Ötekileştirme  varsa  bir  ötekileştirilen  bir de  ötekileştiren  olması  gerekir.  Bu  fiille  suçlanan  kişi de  ötekileştiren   olmaktadır.  Ancak,  aslına  bakılırsa  bazen   insanların  kendi  kendilerini  ötekileştirdikleri,   söz ve  fiilleriyle  ötekilerden  oldukları  da  görülmektedir. 


Yani  ötekileştirme  fiili  ile  birisini  suçlarken acele etmemek gerekir.  Böyle   bir   suçlamadan  önce,   kimin  hangi  kriterlere  ve  ölçülere göre  öteki  sıfatını  hak ettiği  veya  buna  layık  görüldüğü  önem  kazanmaktadır.  Birisini   haksız  yere   ötekileştirmek  isterken   veya  ötekileştirme ile itham ederken   o  kişi  yerine  kendinizi  ötekileştirme  ihtimali  de  vardır. 


Yani   olay  görecelidir.  Ne taraftan   baktığınıza  göre   değişir. 
 

Her  halükarda  “biz”  nasıl gerçekse   öteki olmak da  bir  gerçektir.  Tarihin  başlangıcından  beri  insanlar arasında  fikir ve  görüş  ayrılıkları,  anlaşmazlıklar  olagelmiştir.  İsteseniz de  istemeseniz  de  siz  birilerine  göre,  onlar da  size  göre  ötekidir.  İnsanoğlunun  kendisinden  kaynaklanan   bu  sorun   o kadar  subjektifdir ki  kendisi  çözemez.  Çünkü  problemi  zaten kendisi  üretmektedir.  Hastanın kendisini  iyileştiremediği  gibi.   Ötekileştirme  fiilinde   haklılık  ve   haksızlık  söz  konusu  olduğu  için  çözüm     yukarıdan  gelmelidir.   İnsanlar  kendi  aralarında  kıyamete  kadar  tartışsalar   kimse  karşısındakini  haksız  olduğuna  ikna edemez.  Kavgalar,  savaşlar  çıkar,   bir   taraf  diğerini    alteder,  haklı olan değil  güçlü  olan  kazanır,  ama  yine de   yenilen   taraf  haklılık  iddiasından   vazgeçmez.  Aslında  bu  doğal bir şeydir.  İnsanların  bazıları  diğerlerine göre  “üstün”  yaratıklar  olmadıklarına göre,   neden birisi diğerinin  dediğini  kabul etmek  zorunda  olsun?  İnsanlık   tarihi  ötekileştirme  kavgalarının  tarihidir.     
 

Peki   yukarıdan  gelen  çözüm  nedir?  Çok  basit. 

Yaratıcının  haklı  dediği  taraf  haklıdır, öteki  taraf  ötekidir. 

 

“ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin; Resulüne  ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin! Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete inanıyorsanız onu Allah’a ve Elçi’ye götürün! Bu sizin için hem hayırlı olandır hem de sonuç itibarıyla daha güzeldir."  (Nisa 59) 
 
 

“ Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler."(Al- i İmran 135) 
 


"Birbiriyle savaşan iki mümin topluluktan biri diğeri aleyhine bağy ederse (haddi aşar ve haksızlık yaparsa), bütün müminlerin bağilerle Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşmaları"emrolunmaktadır.” (Hucurât, 9) 
 

Yani   kaçınılmaz olarak  taraflardan  biri  haklı  diğeri,  haksızdır.   Allah  (CC)   ve  Resulüne  (SAV)  itaat,  yangına dökülen  su  gibi  fitne ateşini  söndürür,  ayrılık  ve  çatışmaya  son  verir.  Burada  eğer varsa,  Allaha (CC) itaat  etmeyen,   çatışmayı  sürdüren  taraf  öteki  taraftır.  Yani  Allah (CC)  ve  Resulüne  (SAV)  göre  öteki  olmayı  seçen  taraf.   Bir toplumu  parçalamanın en  hızlı  yolu  Allah (CC)  ve  Resulüne (SAV)   itaatı  kaldırmaktır.

    
Kişi  kendisinden  olanları   ötekileştirebilir. Ötekiyi ötekileştiremezsiniz. Onlar  zaten  öteki  olanlardır.

   
Bir  kişinin   bizden    veya   öteki  olmasının  ölçüleri  vardır.  Bütün  mesele  bu  ölçüyü  bilmek  ve  kaybetmemektir.   Konunun  can  alıcı  yeri,   biz  kimiz?  öteki  kimdir?  sorularında  düğümlenmektedir. 

Lafı  dolaştırmadan söylemek  gerekirse biz  Allah CC  a inanan  ve  Resulunü (SAV) tasdik eden mü’minleriz. 


Hangi  ırk,  millet,  kabile  ve  soydan  olduğumuz,  zengin veya fakir  önemli  değildir.  Bunlar  bizim  için  ölçü de  değildir.  Neden?  Çünkü   sadece  Allah (CC)  ve Resulunün (SAV)  bildirdiği  ölçüler  bizim  için   geçerli olan  ölçülerdir.   Bunların  yanına  başka  ölçüler  koymayız.  Allah'ın (CC)  yanına başka ilahlar  koymadığımız gibi.  Bu  ölçülere  uyanlar  bizden,  uymayanlar  ötekidir. 

Ama  efendim  bu  bölücülük  değil mi?  Herkes  Allah'a (CC)  inanmak  ve  Resulunü (SAV)  tasdik  etmek  zorunda mı?   Tabii ki  hayır  ama  “biz”  buyuz  işte.  Elbette  herkes  bizden  olmak  zorunda  değildir.   Ama  bizler  de   onlardan   yani   öteki  olmak  zorunda  değiliz.  Kuralları  Allah (CC) koyar.   Bölmeyi,  ayırmayı  yapan da  odur.
 
kur’an-ı Kerimin  bir  adı da “Furkan” dır.  Yani  hakkı  batıldan  ayıran.  İnsanoğlunun sadece  iki  seçeneği vardır;
 
Ya  Allah (CC)  ve  Resulüne  (SAV)   itaat  ya da  öteki  olmak. 
 

“Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?” (Yasin 59, 60, 61) 
 

“Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.” (Enfal 29) 
  

Peki  Müslüman  olupta  yanlış  yapanlar  ne olacak? Onlarda mı  ötekilerden? 

Maalesef  müslüman olmak  yetmiyor,   öteki  olmamak,   kardeş olmak  için  mü’min  olmak  gereklidir. 

Yukarıda  zikrettik. Yanlıştan dönmek  erdemdir. Allah CC  samimi  olarak  tevbe  edenleri  affeder.  Ama  yanlışta  ısrar  edenler  bizden kardeşlik  beklemesinler,  yanlışlarını kabul etmemizi de  beklemesinler. 


Hiç  kimsenin  Allah'ın (CC)  kurallarını  esnetmek  hakkı  ve  haddi  değildir.  Onlar  kendi kendilerini  ötekileştirenlerdir, gittikleri  yol  da   şeytanın  yoludur.  O  yolun nereye gittiğini  herkes  bilir.. 
 

İslama  doğrudan  saldıramayan  kahpe  ve  sinsi  düşman  onu  sulandırmak,   seyreltmek  için, güya birlik  ve  beraberliği  savunuyormuş  gibi  kimsenin  kimseyi  ötekileştirmemesi  gerektiği, herkesin,  bütün  insanların  kardeş   olduğu  v.s   gibi  söylemlerle  gelirler.  Hayır  efendim,  kimse kusura bakmasın,   biz  sadece  mü’minlerle kardeş  olabiliriz.  Şeytanlar  ve  onların  yolundan  gidenlerle  değil.  Kafirler  ve  münafıklar  bizim  kardeşimiz  olamaz.  Münafıklığı  seçenler  ötekilerdendir.  Dünyası için  ahiretini  satmanın  bedeli  öteki olmaktır. 
Aynı  milletten,  aynı  kabileden  v.b  olabiliriz  ama  kardeşlik  sadece  mü’min  olanlara  mahsustur. 


Bu  İslam  kardeşliği   gerçeği,  İslam düşmanlarının  en  nefret ettikleri  ve  kötü niyetli  planlarını  en  çok zorlaştıran  bir  şeydir.  O yüzden   Müslüman  ülkelerde  var  güçleriyle  bölücü,   milliyetçi  hatta  ırkçı  düşünce  ve  akımları  destekler,  yayarlar.  Cahili milliyetçi  yaparsanız  otomatik olarak ırkçı  elde  edersiniz.   Maksat ÖLÇÜYÜ  bozmaktır.  Osmanlı  İslam Devleti  ne  zaman  yıkıldı?  İslam  kardeşliği  zayıflayıp   etnik  ve  milliyetçi  cereyanlar  ortaya  çıktığı  zaman.    200  senedir  neden toparlanamıyor?   Çünkü  bu  akımlar  hala  devam  ediyor. 
 

“Hepiniz, Allah'a olan bağınıza, taahhüdünüze, Kur'an'a, İslâm'a sadakatle sarılarak, Allah'ın himayesine sığının. Birbirinize düşmeyin, bölük pörçük olmayın, parçalanmayın. Allah'ın size ihsan ettiği nimetleri, size tevdî ettiği ilâhî değerleri, şeriatı koruyun, kollayın, zâyi etmeyin. Hani siz, birbirinize düşman idiniz de, O gönüllerinizi, akıllarınızı birleştirip, sizi birbirinize kaynaştırmıştı. O'nun nimeti, İslâm dini sayesinde kardeş olmuştunuz. Ateşten bir çukurunun kenarında, ateşe düşmek üzere iken, oradan da, sizi O kurtarmıştı. Böylece Allah iyiliği, birliği emreden, yahudilerin ve diğerlerinin tuzaklarından sakındıran âyetlerini size açıklıyor. Umulur ki, doğru yolu bulur, İslâm'da sebat etmiş olursunuz.”

(Al-i İmran 3 , Ahmet Tekin meali) 

 

YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN
http://www.bncmedyahaber.com/haber-merdiven-7396.html

 

 
Etiketler: Ötekileştirmek,
Yorumlar
Haber Yazılımı