Yazı Detayı
11 Mayıs 2021 - Salı 19:46
 
Arslanlar ve Sırtlanlar
Prof. Dr. Mirzahan HIZAL
 
 

"ARSLAN" lar  ve "SIRTLAN"LAR   

 

Hiç  belgesel  izlermisiniz?  Özellikle  Afrika da vahşi  hayvanların   hayatını,  avlanmalarını  v.b 

 

konu  alan  belgesellerde  oldukça  ilgi  çekici   sahneler  vardır.   Bunların  dikkat çekici  olanlarından  birisi de  Arslanların    kendilerinden  4 - 5 kat  iri  ve  güçlü  olan  mandalara  saldırmaları  ve   onları  avlamalarıdır.  Yetişkin  Afrika  mandaları  1-2  ton  ağırlıkta   son derece  güçlü,  adaleli  ve   dehşetli  boynuzlara  sahip  bir  hayvandır.   Bazılarının  sadece  boynu   1  m  kalınlıktadır. Çoğu  defa birkaç  arslan   üzerine  atlayıp  dişlerini  tırnaklarını   geçirdikleri  halde  dakikalarca  onlarla  boğuşup   onları  fırlatıp  attıkları,  boynuzlayıp,  ellerinden  kurtuldukları  çok  olur.  Yaşlı   arslanların  vücutları  bu    boynuz  yaralarıyla  doludur.  Buna  rağmen   hergün  kilolarca  et  yemesi  gereken   arslanlar  için  iyi bir avdır .   Bir  manda,   arslan  ailesi  için    1  haftalık   yiyecek  anlamına  gelir. 

 

Belgesellerde  zaten  var  olan  bu  hikayeyi  neden  tekrar  anlatıyoruz? 

 

Birde sırtlanlara  ve  çakallara  bakalım. Arslanla  kıyaslanamıyacak  kadar  küçük  ve güçsüz,  bir  o  kadarda  korkak,   hain ve fırsatçı  mahluklardır.  Sadece  en  zayıf  olana  saldırırlar,  hiç  riske girmezler. Çoğu  defa  arslan   v.b.  güçlü  hayvanları  sinsice  izler  ve  onların  avlanmasını  beklerler. Zorlu  bir  av  ve korkunç  boğuşmanın  ardından  yorgunluktan  zor  ayakta   duran  nefesi  kesilmiş  arslanın  üzerine  hep  birden,   her taraftan saldırırlar  ve  onu  avdan  uzaklaştırmaya  çalışırlar. Bu  arada  bir kaçı  avdan  parçalar  koparıp  kaçarlar. Yani  fırsatçılık,  yorguna,  zayıfa  saldırmak, hırsızlık. Sırtlanları  kınamıyoruz  tabii,  bu  da  onların  tabiatı, onların  karakteri. 

 

Ee ?  nolmuş   yani?  arslanlar,   sırtlanlar,  böyle   hikayelerle  neden  vaktimizi  harcıyorsun? 

 

Efendim, şöyle ki Cenabı  Hak  sonsuz  hikmetiyle  her şeyi  insana bir  fayda,  bir  ders  olsun   diye  yaratmıştır. Arslan,  sırtlan  belgeselinden  çıkarılması gereken   ders  nedir? 

 

1) Gücü ve  cesareti  olan  zayıfa değil gerektiğinde  güçlüye de  saldırır. Rakibin  veya  düşmanın güçlü olması  onu  korkutmaz. 

2) Korkak  ve  özgüveni  olmayanlar  ise zayıfa,  düşene ve  rakibin  en  zayıf  anında  saldırırlar. 

3) Bu  karakter ve  karaktersizlikler bazı insanlarda da  vardır. Sevmedikleri, haset ettikleri  ama  kendilerinden   güçlü  bir  şahsiyet  iktidarda  veya  diş  geçiremeyecekleri bir  makamda  iken eleştirmek,  ona karşı  hakkı  savunmak  şurada dursun,  kuyruklarını  bacaklarının  arasına  kıstırıp  korku  ve  saygı  ile önlerinde  ceketlerinin  düğmelerini  iliklerken,  iktidardan  düşünce aynen  sırtlanlar gibi üzerine  saldırır ve parçalamaya,  parçalar  koparmaya   çalışırlar. İktidarda iken, makamında iken,   hiçbir  kusur  ve  yanlışını  dile  getirmedikleri  aksine  iğrenç bir  yalakalıkla   övgüler  dizdikleri o   adam görevi  bırakır, bıraktırılır  ve  kutsal devletin dokunulmazlık  zırhını  çıkarır  çıkarmaz   bu   karaktersizler  hemen  saldırmaya  başlar. Ana fikir, “ madem ki  seni  attılar sen  artık savunmasızsın,  vurun  abalıya “  dır. O adam  görevdeyken  neden  sesin çıkmıyordu   bre  korkak?   Bre sırtlan? 

 

Zaten bu  yüzden “düşenin  dostu  olmaz”  derler. Söylemedikleri  şey  ise  kalleşlerin toplumunda düşenin  dostu olmadığıdır. 

 

Yiğitlik  düşene   vurmak değil,  haksızlığa,  yapan   güçlüde  olsa  karşı  çıkabilmektir. 

 

Arslan olmak kolay değildir, yiğitlik ister.  

 

"Cihadın en üstünü zâlim sultana karşı doğruyu söylemektir" (Ebu Davud, Tirmizi)  

 “Haksızlık önünde eğilmeyiniz , çünkü hakkınızla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.” ( Hz.Ali,) 

 

 
Etiketler: Arslanlar, ve, Sırtlanlar,
Yorumlar
Haber Yazılımı