Yazı Detayı
23 Temmuz 2021 - Cuma 12:56
 
Çare ve Çözüm
Prof. Dr. Mirzahan HIZAL
 
 

ÇARE ve ÇÖZÜM


İnsanlar  kendileri  ile  ilgili  problemlerde  doğal olarak    çözüm  ararlar. 


Ancak  genellikle   bu  çözümün  dışarıdan  gelmesini  beklerler. Örneğin   evde  bir  cihaz  arızalansa tamirci  çağırırlar,  otomobilin  lastiği  patlasa  lastikçiye  giderler,  hastalanınca  doktora  başvururlar  v.b.  Bu  problemleri  kendileri   çözmeye  çalışmazlar  hatta   bunu  saçma  ve   yanlış  olduğunu  düşünürler.  Aldıkları  eğitim  de onları  bu  yönde  şartlandırmıştır.  her şeyi    uzmanına,  sorup  ona  yaptıracaksın  diye  öğrenmiştir. 


Peki  bu  doğru  değil mi?    her şeyi  uzmanına  danışıp  onun  dediğini  yapmak  gerekmez mi? 
 
Elbette  gerekir.  Ama  bu  arada  dikkat  etmemiz  gereken  bir  nokta  var.   Bütün  problemlerimizi  başkaları  çözecekse  kendi  başımıza  kaldığımızda  ne  yapacağız? Yani  en  azından  bazı  konularda  kendi  kendimize  yeterli  olmamız  gerekmez mi?  Herşeyi,   her  çözümü  başkalarından,  eğitim  kurumlarından  ve   devletten  beklemek  kendi  kendine  hiçbir şey   yapmamak,  yapamamak  hatta  düşünme ve çözüm geliştirme  kabiliyetini  bile  kaybetmek  doğru mudur? 
Özellikle,  insanın    davranışlarını  belirleyen,    yaptığı  işlerin  iyi  veya  kötü,  hayır  veya  şer  olmasına  neden  olan  eğitim,  ilim  ve  ahlak  gibi    konularda   sizin  problemleriniz  varsa   bunu  başkaları  çözebilir mi? 
       

Bilgiyi işlemeyi,  Düşünmeyi,  kıyas ve  tefekkürü  gerektiren  konularda  başkaları  bize  yardım  edebilir mi? 


Bizim  yerimize  hocamız,  liderimiz,  şeyhimiz  veya  bilgisayarımız mı  düşünecek? Ne  yapacağımıza  onlar mı  karar  verecekler?  Eğer  düşünmeyeceksek  koyun sürüsünden  farkımız  kalır mı? 
“Düşünüyorum  o halde  varım “  diyor  filozof. Düşünmüyorum o  halde  yokum  mu  diyeceğiz? 
 
Evet,  tefekkür,   ilim  ve  ahlak  tam  da  kendi  başımıza  kaldığımız  konular  değil midir? 
Bir  şeyi  tam  manasıyla  bilmek  ve  onun  ilmine  vakıf  olmak    kendi    irade  ve  çalışmamızla  mümkün  değil midir?   Bir  konuda  ahlaklı  davranmak  veya  davranmamak  başkalarına  sorulup  yapılacak  bir  iş  midir? 


Ben burada  yalan  söylesem mi  söylemesem mi?  diye  birisine sorar mısınız? 
Kişinin  kendisi  ve  yaratıcıyla   baş başa  kaldığında  ne  yapacağını  bilmesi  ahlak  demektir. 
Kimse  sizin  zihninizden ve   kalbinizden   geçenleri    bilmediğine  göre  aslında  insan  her zaman,   her yerde ve her işinde  kendisiyle  ve  yaratıcısıyla  baş başa  değil midir. 

Büyük   veli  ve  mütefekkir  Yunus  Emre’nin,  

 “ilim kendini bilmektir   sen   kendini  bilmezsen bu nice  okumaktır” 
 
“Bir  ben  vardır  benden  içeri”    ifadeleriyle    anlattığı  husus  bu  değil midir? 
 

 

Kitabımızda,“onunla akledecekleri bir  kalbe sahip olsalardı ya.“(hac 46) ayetinde anlatılan konu bu değil midir? 
 

 

İnsan  Allahın  yarattığı  en   donanımlı   ve  üstün  özelliklere sahip  bir  varlıktır. 
 
“ gerçekten biz insanı  en  güzel  bir  biçimde  yarattık. “  (Tin  Suresi  4  )  buyuruyor Alemlerin Rabbi cc. 
 

İnsan  kendi  problemlerini  çözmek  konusunda da  son derece   donanımlıdır. Yeter ki  kendisine  verilen  bu  nimetleri  kullansın. İnsanı  insan  yapan  ilim, ahlak  ve  sabır (çalışma)  yani  akıl   başka  hangi  mahlukta  vardır?   

Birkaç  somut  örnekle  konuyu  açıklamaya  çalışalım. Örneğin   herkesin   şikayet  edip  durduğu    insanların  güvenilmez,  yalancı  ve  sözünde  durmaz  olmalarını   ele  alalım.  Bu  çok  ciddi  problem  nasıl  çözülecek?  Öncelikle  görmemiz gereken   husus şudur ki,  bu   şikayet  edenlerin  çoğu  aslında  o  güvenilmez yalancı  ve  sözünde  durmayanlardır.  Yani   aslında kendi  kendilerinden   şikayet  ediyorlar. 

Dolayısıyla  problemin  çözümü de kendilerindedir.  Kimse  gelipte  onları  dürüst  ve  güvenilir  insanlara  dönüştürmeyecek. Kendileri 
karar  verip,  iman ve  iradelerini  kullanıp  dürüst  ve  güvenilir  olacaklar  yada  bu  problem hiç çözülmeyecek. 

İnsan   iyi  mi  kötü  mü  olacağına  kendisi  karar  verir.   Hem  kötülüğü  seçip  hem de   bundan  şikayet  etmek  hiç  mantıklı  değildir.   Aynı  şekilde    faizden  şikayet  edenlerin  hepsi de  Müslüman  insanlar. Peki  ya  faiz  alan  ve  verenler? onların da  büyük  çoğunluğu  Müslüman!  Yani  Müslümanlar  kendi  ellerinde  olan  bir  şeyden  dolayı,  bu neden  böyle  diye  şikayet  ediyorlar.  Çözüm  yine kendilerindedir;  faiz  almamak  ve  vermemek,  hepsi  bu.  İçki  ve  sigaranın  zararlı  olduğuna  inanıyorsan  bunları    kullanmazsın  olur  biter. 

Bazı insanlar,  birilerinin  veya  devletin   veya  devletteki  birilerinin  veya  göklerden   gelecek  bir   şeyin 
bu  faiz  v.b  problemleri  ortadan  kaldırmasını  bekliyorlar. Böylece  faiz  ortadan  kalkınca  onlar da   artık  faiz  kullanmayacaklar  ve   zahmet çekmeden  her şey  düzelecek  zannediyorlar.   Anlamadıkları  şey  ise,  faizin  ancak  onlar  kullanmadıkları  zaman  ortadan  kalkacağıdır.  Aynı  şekilde  devlet  yalan söylemeyi  ve  benzer ahlaksızlıkları  yasaklarsa  biz de  yalan  söylemekten    ve   ahlaksızlıklardan  kurtuluruz  diyebilirsiniz. 

Bey efendi  affedersiniz  ama   sizin  tek  ilahınız  Allah CC  değil mi?  Allah CC  bunları  zaten   ezelden beri  yasaklamış   ve  peygamberleri  vasıtasıyla  tebliğ  etmiştir.  İşte  problemin   kaynağı    tam  da buradadır, 

İnsanlar  zayıflayan   inançlarına  bağlı  olarak    helal  ve  haramı    belirleme   ve   bu  konuda  kural  koyma  yetkisinin  sadece  Allah CC  ın  olduğunu  unutmuş  görünüyorlar. 
Peki,  cahil  ve  Allahı  CC  tanımayan  insanların  problemlerini  kim  çözecek? 
Onların  problemlerini   cahil  olmayan  ve  Allah CC ı  tanıyan   insanlar, ilim ahlak ve sabırla  çalışarak  güzel  örnek  ve  uygulama  göstererek  çözebilirler.  Cahillerin  problemlerini  ne kendileri  ne de    onları  cahil  bırakanlar  çözemez,  çözmez. 
 

 

Sonuç  olarak   kimse  bizim  problemlerimizi  çözmeyecek,  çözemez. Ancak kendimiz  çözebiliriz. Çözmeliyiz. 

Allah  insanları  problemlerini  çözmek için  dünyaya  göndermiştir.  Başkalarına  çözdürmek  için  değil. 
Problemlerinizi  kendiniz  çözmezseniz  dilediği zaman  Allah  CC  onları çözüverir.   Genellikle  hoşunuza  gitmeyecek bir  şekilde. 
 
“olur ki bir şey  hoşunuza gitmeyebilir  halbuki onda   sizin için  hayır  vardır” (Bakara  216)   

 

 

Çözüm  önerileri  de  akıl  ve  bilime  uygunsa  hoşumuza gitse de  gitmese de  uygulanmalı  değil midir? 
İlaçlar da  çok  defa  acıdır,  tedaviler  sıkıntılıdır  ama   şifa  için  gereklidir. 
 

 

Faiz  almaz  ve  vermezsek   faiz  problemi  çözülür. 

Yalan  söylemez, kimseyi  aldatmaz,  verdiğimiz  sözü  tutarsak  ahlak  problemi  çözülür. 

Çok  çalışır  az  tüketir,   israf  yapmazsak  geçim  ve  ekonomik  problemler  çözülür. 

İslam düşmanları  ve  münafıklara  güvenmez,  çalışır  ve  onlara  bağımlı  olmazsak   sanayi  ve  güvenlik  problemlerimiz  çözülür. 
 

Tekrar  söylemek  gerekirse; 

Her konuda  çözüm   dört  adımda   gerçekleşir. 

1- Problemi  görüp  tanımlamak 

2- Problemi  çözmek  istemek, 

3- Nasıl  çözüleceğini  bilmek 

4- Çalışmak,  sabır,  amel  ve  aksiyon. 


 
- Bazı  insanlar  sadece  problemi  görür  ve  şikayet  eder.

- Bazıları  çözmek  ister  ama  bir çoğu aslında  istemez.   

- Çok  az  bir   kısmı  nasıl  çözüleceğini  bilir  ama  onlara  da  sormazlar  veya   onları  dinlemezler.   
- Büyük  çoğunluk  harekete  geçmez,     eylemi   başkalarından  bekler. 

 

İşte  bu  yüzden de problemlerimiz  bir  türlü  çözülmez.

Olay  matematik  gibidir.   

Ne  kadar  hesaplarsanız  hesaplayın denkleme  doğru  verileri  girmezseniz  sonuç  hep   yanlış  çıkar. 

 
Etiketler: Çare, ve, Çözüm,
Yorumlar
Haber Yazılımı