Darülaceze Ataması Tartışmaların Odak Noktası Oldu
Darülaceze Başkan Danışmanlığı görevine atanan Ekin Barış Şah’ın geçmişteki bazı açıklamaları, imzacısı olduğu bildiriler ve sosyal medyada paylaşılan içerikler kamuoyunda tepkilere neden oldu. Atama, “kamu kurumlarında hassasiyet” ve “devlet ciddiyeti” başlıkları altında tartışılıyor.
GÜNDEM Haberi
Darülaceze Ataması Tartışmaları
Ekin Barış Şah’ın Geçmiş Açıklamaları ve İddialar Kamuoyunda Tepki Topladı
Darülaceze Başkan Danışmanlığı görevine atanan Ekin Barış Şah, geçmişte bir radyo programında yaptığı açıklamalar ve imzacısı olduğu bildiriler nedeniyle kamuoyunda yoğun tartışmaların odağına yerleşti. Sosyal medyada ve bazı haber mecralarında dile getirilen eleştiriler, atamanın devlet kurumlarının güvenliği, hassasiyeti ve toplumsal vicdan açısından sorgulanmasına yol açtı.
1. Radyo Programındaki Açıklamalar Yeniden Gündemde
Ekin Barış Şah’ın geçmişte katıldığı bir radyo programında yaptığı ve kamuoyuna yansıyan konuşmalar, özellikle güvenlik operasyonları, kolluk kuvvetleri ve devlet politikaları hakkındaki ifadeleri nedeniyle eleştiriliyor.
Programda Şah’ın, Mardin, Diyarbakır, Cizre ve Sur’da yürütülen güvenlik operasyonlarına ilişkin şu ifadeleri kullandığı aktarılıyor:
“Kimsenin haberi olmadan, elektrik kesintileriyle, haberleşme kesintisi ile, ‘işte bunlar terörist zaten’ söylemleriyle bastırılıp, devlet orada belli aktiviteler gerçekleştiriyordu.”
Bu sözler, bazı çevrelerce devletin terörle mücadelesini kriminalize ettiği ve kolluk kuvvetlerini hedef aldığı gerekçesiyle eleştirildi.
2. “Bu Suça Ortak Olmayacağız” Bildirisi ve İmza Süreci
Şah, söz konusu programda Barış Akademisyenleri bildirisi olarak bilinen “Bu Suça Ortak Olmayacağız” metnini neden imzaladığını da açıkça anlatıyor. Açıklamasında:
Bildiriyi bilinçli şekilde imzaladığını,
İmzasından hiçbir aşamada pişmanlık duymadığını,
Yurt dışına gitmeden önce ve döndükten sonra da bu görüşünü koruduğunu
ifade ediyor.
“Çok da iyi yaptım, hiç de pişman olmadım… Norveç’e gitmeden önce de pişman değildim, gittim döndüm hâlâ da pişman değilim.”
Bu ifadeler, özellikle şehit aileleri, güvenlik güçleri mensupları ve millî hassasiyeti yüksek kesimler tarafından sert biçimde eleştirildi.
3. “İslamo-faşist Rejim” İfadesi Tepki Çekti
Şah’ın başka bir konuşmasında Türkiye’deki mevcut siyasi yapıyı tanımlarken kullandığı:
“Hepimiz günün sonunda zaten İslamo-faşist bir rejime karşıyız”
ifadesi, sosyal medyada geniş yankı buldu. Vatandaşlar, bu sözlerin:
Toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini,
Devlet kurumlarına ve seçilmiş yönetime yönelik ağır ideolojik ithamlar içerdiğini,
Kamu görevi üstlenecek bir isim açısından uygunsuz olduğu
ifade edildi.
4. PKK Destekçiliği İddiaları: Sosyal Medya Tartışması
Şah hakkında dile getirilen en ciddi iddialar ise, PKK’ya müzahir yapılarla yakınlık ve LGBT (eşcinsel) destekçisi olduğu iddiası başı çekti. Bu konuda:
Sosyal medyada çok sayıda kullanıcı, Şah’ın geçmiş söylemlerini ve imzaladığı metinleri örnek göstererek “örgüt propagandasıyla örtüşen dil” kullandığı belirtildi.
Bazı paylaşımlarda, Şah’ın akademik kariyerinin kesintiye uğraması da bu iddialarla ilişkilendirildi.
Ancak bu noktada, kamuoyuna yansımış kesinleşmiş bir yargı kararı veya resmî bir terör iltisakı tespiti bulunmadığına dikkat çekiliyor. İddialar şu aşamada siyasi ve toplumsal tartışma düzeyinde yer alıyor.
5. “Bir Atama Değil, Güvenlik Zafiyeti” Eleştirisi
Atamaya yönelik en sert eleştirilerden biri, bir vatandaş yorumu olarak yayımlanan değerlendirmede dile getirildi. Söz konusu yorumda şu görüşler öne çıkıyor:
Darülaceze’nin, yaşlılar ve kimsesizler gibi en kırılgan grupların bulunduğu stratejik bir sosyal kurum olduğu,
Bu nedenle yöneticilerinin ideolojik tartışmalardan uzak, toplumsal mutabakata uygun kişiler olması gerektiği,
Terörle iltisak iddiaları bulunan ya da bu yönde algı oluşturan isimlerin böyle kurumlarda görev almasının kurumsal güveni zedeleyeceği ifade ediliyor.
Yorumda şu ifadeler dikkat çekiyor:
“Devlet kurumları ideolojik deney alanı değildir.
Şehit hassasiyeti bu milletin kırmızı çizgisidir.”
6. Kamuoyunun Talebi: Açıklama ve Yeniden Değerlendirme
Tartışmaların ortak noktasında şu talepler yer alıyor:
Atamanın hangi kriterlere göre yapıldığının şeffaf biçimde açıklanması
İddialar karşısında resmî makamların sessiz kalmaması
Gerekirse atamanın yeniden değerlendirilmesi
Eleştirilere göre, aksi hâlde mesele yalnızca bir kişiyle sınırlı kalmayacak; devlet kurumlarına duyulan güven de zarar görebilecek.
Ekin Barış Şah’ın Darülaceze Başkan Danışmanlığına atanması, yalnızca bir personel tercihi olarak değil; devletin hassas kurumlarında görev alacak isimlerin geçmiş söylemleri ve ideolojik duruşları bağlamında daha geniş bir tartışmayı beraberinde getirmiş durumda.
Kamuoyunda oluşan bu tartışmanın nasıl sonuçlanacağı, yetkili kurumların yapacağı açıklamalara ve atılacak adımlara bağlı olacak.
İşte o radyo programında bahse konu olan konuşmalar!.. (Dinlemek İçin Tıklayınız)
Ekin Barış Şahı'ın Radyo Programında Akıl Almaz Açıklamaları - 1
Mardin’de,
Diyarbakır’da,
Cizre’de, Sur’da,
kimsenin haberi olmadan,
elektrik kesintileriyle,
haberleşme kesintisi ile,
“işte bunlar terörist zaten” söylemleriyle bastırılıp,
devlet orada belli aktiviteler gerçekleştiriyordu.
En şey terimleriyle, bizim de tabii zaten arkadaşlarımızın yazdığı metinde
ve benim de imzaladığı metinde buna değinildi.
Böyle bir metin yayınlandı.
İşte “Bu suça ortak olmayacağız.
Burada savaş suçları işleniyor.
Buradaki sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasakları
bir an önce sonlandırılmalıdır.
Halkın zararları maddi manevi tazmin edilmeli.
Bölgede belli suçlara karışan
işte askeri personeller, polisler cezalandırılmalı
ve bir an önce bu vahşet sona ermeli.”
Barış Akademisyenleri grubunun bildirisi yayınlandı.
Ben de bunu gördüm de açık söyleyeyim, şöyle bir hisle hareket ettim:
Hiçbir şey yapamıyorum, ne bir eylem ne bir şey.
Zaten batıda bununla ilgili tepki veren sol örgüt bile çok az.
Bunu konuşan eden, sokağa çıkan kişi sayısı çok az.
Ama şunu da biliyorum, herkes içinde bunun vicdani yarasını taşıyor.
Yapabileceğim hiçbir şey yok, en azından bu bildiriyi imza atayım şeyiyle
ben de bu bildiriyi imzaladım.
Çok da iyi yaptım, hiç de pişman olmadım.
Hiçbir aşamasında pişman olmadım.
Norveç’e gitmeden önce de pişman değildim.
Gittim, döndüm, hâlâ da pişman değilim.
Ekin Barış Şahı'ın Radyo Programında Akıl Almaz Açıklamaları -2
Bu kimliğin Türk kimliğinin parçası
olma çabasında idim.
Şu anda Hatay’da da gidip bakarsanız iki
temel akıl var.
Biri işte CHP üzerinden,
işte klasik ulusalcılarla,
işte laiklik üzerinden kurulan bir ittifak var.
Diğer tarafta da işte baris Hatay olsun,
diğer sosyalist figürler olsun, hepsi
bu sisteme karşı
yeni bir düzeni kurmak için
bir araya gelen
bir grup var.
Dolayısıyla
Hatay’da bu iki ana akımı görebiliyorsunuz.
Yani hepimiz günün sonunda zaten
İslamo faşist bir rejime karşıyız.
Ama bunu nereden kurduğumuz çok önemli.
Bir kısmımız
işte eski ittifak
dediğimiz,
o işte
klasik ulusalcı,
laik bir kanattan
yürütmeye çalışıyor.
Başka bir kısmımız da
zaten şu an var olan ve işte ötekilerin
beraber hareket ettiği…
İşte hep şu vardır ya,
yani ideoloji her zaman karmaşıktır ve her
şeyi tam olarak
bir yere oturtamaz ya.
Şeyi biliyorsun:
Ben bir şeye karşıyım.
Beni ezen bir sistem var.
Burada beni dışlayan bir şey var.
Ama o karşıtlığı nereden kurduğum
zamanla değişiyor.
Benim çocukluğumdan beri bir muhaliflik,
olanlara bir
isyan durumu
vardı.
Ama zamanla tabii renk değiştirdi.
Bu renk değişimini de tabii bana
ODDÜdeki öğrencilik yıllarım sağladı.