Yazı Detayı
17 Mart 2026 - Salı 11:02
 
Tarih Tekerrür Ederken: Saltanattan Deccal'in Gölgesindeki Demokrasi Masalına
Muhammet BİNİCİ
info@muhammetbinici.com.tr
 
 

Tarih Tekerrür Ederken: Saltanattan Deccal'in Gölgesindeki Demokrasi Masalına
 

"47 yıl önce radikal İslamcılar, Şah yönetimine diktatörlük diyordu; çünkü taht babadan oğula geçiyor ve halkın seçme hakkı yok diyordu. Peki bugün İran İslam Cumhuriyeti'nin eski liderinin oğlunun babasının yerine geçirilmesi diktatörlük değilse, buna ne denir? Tarih tekerrür ediyor."
 

Bu satırlar, bir okurumun kendine göre derinlikli sorusu. Yine kendi öğretileri ve çevresine göre haklı bir sorgulama. Evet, tarih tekerrür ediyor. Ama asıl mesele şu: Biz bu tekerrürü doğru okuyabiliyor muyuz? Yoksa sadece perde önündeki oyunculara bakıp, perde arkasındaki kukla ustalarını mı ıskalıyoruz?
 

İran'da olan biten, bir babanın yerine oğlunun geçmesi midir sadece? Yoksa bu, bin yıllık saltanat geleneğinin bir tezahürü müdür? Peki ya Batı'da olan biten? Seçimle gelmiş liderlerin, arkalarında hangi lobilerin, hangi karanlık odakların hangi şeytani yapıların gölgesinde hareket ettiğini görmek için Epstein dosyasından başka bir belgeye ihtiyaç var mı? O dosya, dünyanın en güçlü isimlerinin nasıl bir şebekenin parçası olduğunu, nasıl bir "şeytani düzen"in piyonları haline geldiğini gözler önüne sermedi mi? TRUMP'ın ipini elinde tutan bu şeytani yapı, daha önce Irak'ta Saddam Hüseyin'i, Libya'da Kaddafi'yi bin bir yalanla ortadan kaldırarak Irak ve Libya’ya kan kusturmadı mı? Soykırıma boğmadı mı? Gazze'yi; bebek, çocuk, kadın, yaşlı, sivil ayırmaksızın kana bulamadı mı? Aynı şeytani yapı, binbir yalanla şimdi İran'ı hedef aldı. Göreve gelen başkanların saltanattaki gibi aralarında kan bağı olmayabilir; ancak hepsi bu şeytani yapıyla görünmez bir zincirle birbirine bağlı!..
 

Kıymetli meslektaşım Ahmet Hakan, geçenlerde İran'daki durumu ilginç bir perspektifle yorumladı. Hakan'ın tespitlerine göre, İran'da "bir numara" olmak, ateşe atılmaktan, ölüme gitmekten, füzelere göğüs germekten farksız. Adam ölümü göze alıyor, ülkenin üzerine bombalar yağıyor, tehdit yağıyor. Böyle bir ortamda "taht" da akla gelmez "şah" da. Bir hafta önce adamın babasını öldürdüler, eşini öldürdüler, çocuğunu öldürdüler. İran, bu adamı başa geçirerek katillere sembolik bir yanıt veriyor.
 

Hakan haklı. Gerçekten de İran'ın başındaki isim olmak, dünyanın en riskli işlerinden biri.


Şimdi birileri çıkıp 'saltanat' diyor. Peki sorarım size; bir insan, uğruna ölecek bir mefkûresi yoksa, ölüme koşa koşa gider mi?

 

Antichrist'ın Kristal Şeffaflık Oyunu
 

İşte tam da bu noktada, mesele sadece "babadan oğula geçen taht" meselesi olmaktan çıkıyor. Asıl sorgulamamız gereken, küresel ölçekte işleyen bir sistemin varlığı. Bu sistem, Antichrist'ın düzeni; (Deccal’in Düzeni) hakikatin kristal berraklığında görülmesini engelleyen, insanlığı karanlıkta tutan bir düzen. Ama işin en büyük oyunu şu: Bu düzen, kendini sürekli "şeffaf" ve "açık" olarak tanıtır. Oysa kristal şeffaflığı, aslında bir yanılsamadır, yanıltmadır. Tıpkı kristal bir kürenin içindeki görüntüyü çarpıtması gibi, bu düzen de hakikati çarpıtarak sunar.
 

Aldatma ve manipülasyonla insanların algılarını ele geçirir.
 

3T, 1B, 1Y (Telefon, Tablet, Televizyon, Bilgisayar ve Yapay Zekâ) Medya ve kültür endüstrisiyle iyiyi kötü, kötüyü iyi gösterir. Küresel tek tipçilikle tüm farklı kültürleri, inançları ve değerleri yok edip, sadece tüketen ve itaat eden bir insan profili oluşturur. Faiz sistemleri, borçlandırma mekanizmaları ve yapay krizlerle insanları ekonomik köleliğe mahkûm eder. Aileyi, mahremiyeti, insani değerleri yok eder; sapkınlıkları normalleştirir, iffetsizliği yaygınlaştırır. Ve en tehlikelisi: Krizler icat edip, sonra bu krizleri çözeceğini iddia eden sahte kurtarıcılar sunar. Sorunun ta kendisi, çözüm diye pazarlanır.

 

Bu düzenin beslendiği en büyük kaynak, iman zafiyeti ve maneviyat erozyonudur. İnsanı yaratıcısından kopardığınızda, imanını elinden aldığınızda onu nefsinin esiri kılar ve işte o zaman bu karanlık yapılar ayakta kalır. Çünkü bu sistemlerin panzehiri ancak imandır; imanın olmadığı yerde fitne kaçınılmazdır.
 

Osmanlı Tecrübesi: Saltanat Ama Adalet
 

Tarihin derinliklerine baktığımızda, saltanat sisteminin zulüm getirmediğini görürüz. Osmanlı'da asırlar boyunca saltanat vardı; ama aynı zamanda adalet vardı, barış vardı, özgürlük vardı. Farklı dinlerden, dillerden, ırklardan insanlar yüzyıllar boyunca Osmanlı topraklarında huzur içinde yaşadı. Peki, bu nasıl mümkün oldu? Çünkü Osmanlı'da sistem, sadece "babadan oğula" geçen bir tahttan ibaret değildi; onun özünde adalet vardı, hukuk vardı, kul hakkı vardı. Padişah bile olsan, kanunun üstünde değildin. "Kanunname-i Ali Osman" ile padişahın yetkileri sınırlandırılmıştı. Şeyhülislam'ın verdiği fetvayla padişah tahttan indirilebiliyordu.
 

Yani mesele, yönetim şeklinin adı değil; özüydü. Adalet olduktan sonra, ister saltanat olsun ister cumhuriyet, halk huzur bulurdu. Ama adalet olmadıktan sonra, en demokratik görünen sistem bile bir zulüm aracına dönüşebilir.
 

Osmanlı'nın mayasında iman vardı, şehadet bilinci vardı, vatan sevgisi vardı. "Ölürsek şehit, kalırsak gazi" anlayışıyla yoğrulmuş bir millet, asırlar boyunca üç kıtada adaleti hâkim kıldı. İşte bu ruh, bugün bizlerde eksik olan asıl cevherdir.
 

Osmanlı'nın Yıkılışı: Şeytani Düzenin Oyunu
 

Osmanlı'nın yıkılışı da tesadüf değildi. Bu, Antichrist düzeninin asırlardır oynadığı en büyük oyunlardan biriydi. İçeriden ve dışarıdan oynanan oyunlarla, asırlardır ayakta duran bir imparatorluk paramparça edildi. Yabancı devletlerin kışkırttığı isyanlar, azınlıklar arasında çıkarılan ayrılıkçı hareketler, alınan ağır borçlar ve Düyun-u Umumiye ile ekonominin ele geçirilmesi... Bunların hepsi, bu şeytani düzenin planlı hamleleriydi.
 

Osmanlı'yı yıkan, sadece savaşlar ve yenilgiler değildi; onu yıkan, fikri ve ahlaki çöküntüydü. Batı'nın "hürriyet", "meşrutiyet" gibi kavramlarla süsleyerek dayattığı sistemler, aslında imparatorluğu içten çökertmek için tasarlanmıştı. "Hasta Adam" dedikleri bu büyük devleti, önce hasta ettiler, sonra da parçaladılar. Ve bugün aynı oyun, farklı coğrafyalarda, farklı isimlerle devam ediyor.
 

Şehit kanlarıyla sulanmış bu toprakları bölmek, ezan sesini susturmak, bayrağı indirmek için asırlardır uğraşan bu şeytani düzen, bugün de aynı oyunu oynuyor. Ama unuttukları bir şey var: Bu milletin imanı, onların tüm oyunlarını boşa çıkaracak kadar güçlüdür.
 

Demokrasi Maskeli Balo ve Kristal Şeffaflık Yanılsaması
 

Şimdi soruyorum size: Bir ülkede lider babadan oğula geçmiyor diye, o ülke gerçekten halkın iradesini mi yansıtıyor? Seçim sandıkları var diye, o sandıklardan çıkanlar gerçekten halkın temsilcileri mi? Yoksa küresel şebekelerin gölgesinde, halkın sadece seyirci olduğu, beş yılda bir oy kullanarak kendini özgür sandığı bir tiyatro mu oynanıyor?
 

İran'daki sistem eleştirilebilir. "Babadan oğula" geçen bir liderlik anlayışı diye Ama Batı'nın "demokrasi" ambalajıyla sunduğu sistem, gerçekten daha mı demokratik? Arkasında Epstein'lerın, küresel lobilerin, görünmeyen ellerin olduğu bir sistem, hangi yüzle başka ülkelere diktatörlük dersi verebilir?
 

Batı'nın demokrasi anlayışı, küresel sermayenin ve siyonist lobilerin çıkarlarını koruyan bir perdeden ibarettir. O perdeyi araladığınızda, karşınıza çıkan manzara: Çocuk istismarından silah ticaretine, uyuşturucu trafiğinden kanlı savaşlara kadar uzanan bir şeytan ağıdır.
 

Tarihin Tekerrürü ve Hakikatin Kristali
 

Tarih tekerrür ediyorsa, bu sadece İran için değil, tüm dünya için geçerli. Fark şu: Kimi açıkça söyler "babadan oğula" diye, kimi de "demokrasi" maskesiyle sunar aynı sistemi. Ama sonuç değişmez: Halk, kendi kaderini tayin edemiyorsa, ister sarayda otursun ister başkanlık koltuğunda, fark etmez. Asıl diktatörlük, halkın iradesini yok sayan her sistemdir.
 

Kristal şeffaflık, Antichrist'ın en büyük yanılsamasıdır. Oysa hakikatin kristali, çarpıtmaz, olduğu gibi gösterir. Hakikatin kristali, ne padişahı ne başkanı kayırır; herkesi olduğu gibi gösterir. İşte o kristale baktığımızda görüyoruz ki: Osmanlı'da adalet varken huzur vardı; adalet gidince imparatorluk çöktü. Bugün de adalet olmadan, hangi sistem gelirse gelsin, huzur gelmeyecek.
 

Adaletin olmadığı yerde iman zayıflar, imanın zayıfladığı yerde şehadet bilinci kaybolur, şehadet bilincinin kaybolduğu yerde ise milletler çöker. Bu zinciri kırmak, yeniden imanla, adaletle, şehadet şuuruyla dirilmekten geçer.
 

Belki de asıl mesele, yönetim şekillerinden öte, insanın kendisidir. İnsan, nefsani arzularının peşinde koşup, dünyevi hazlara boğuldukça; hakikati örten, maddeyi manadan üstün tutan, tüketimi ibadet haline getiren bu Antichrist düzeni hep var olacak. Ta ki insan, fıtratına dönüp, sadece beden değil ruh olduğunu hatırlayana kadar.
 

O güne kadar, isimler ve maskeler değişse de, oyun hep aynı kalacak. Tarih tekerrür edecek. Ama belki bir gün, insanlık bu oyunu görecek, kristal şeffaflığın ardındaki karanlığı fark edecek ve gerçek anlamda kendi kaderini tayin etme cesaretini gösterecek. Osmanlı'nın asırlar boyu gösterdiği gibi, adaletin ve hakikatin egemen olduğu, imanla yoğrulmuş, şehadet bilinciyle bezeli bir düzeni yeniden inşa edecek.
 

Hamaney Ölmedi, 30 Yıl Gençleşti
 

Ahmet Hakan'ın da çarpıcı bir şekilde ifade ettiği gibi, Trump'ın İran rejimine eşsiz katkısı şu oldu: Gitti yaşlı Hamaney, geldi 30 yıl genç Hamaney. Daha genç, daha enerjik, daha dinamik bir Hamaney. İkisi arasında ideolojik fark: Hiç yok.
 

Trump resmen İran'ın liderliğini gençleştirdi. Ama bu gençleşme, sistemi değiştirmedi, sadece yeniden ve daha güçlü hale getirdi. Hamaney gitti ama onun ideolojisi, onun yönetim anlayışı, genç bir bedende hayat buldu. Yani kısaca;
 

Hamaney ölmedi, gençleşti. 
 

Peki ya biz? Biz bu oyunu görebiliyor muyuz? Perde arkasındaki kukla ustalarını fark edebiliyor muyuz? Yoksa sadece önümüze konulan sahneye bakıp, "Bak, yine aynı oyun" deyip geçiyor muyuz?
 

Oysa tarih bize gösteriyor ki, asıl mesele yönetim şeklinin adı değil, özüdür. Osmanlı'da saltanat vardı ama adalet vardı, huzur vardı, iman vardı, şehadet bilinci vardı. Bugün ise adına ister demokrasi deyin ister cumhuriyet, eğer adalet yoksa, iman zayıfsa, şehadet şuuru kaybolmuşsa, o sistemin bir önemi yoktur.
 

Antichrist'ın kristal şeffaflık oyunu, işte tam da budur: Size "Bakın biz şeffafız, biz açığız" derken, aslında hakikati en çarpıtılmış haliyle sunar. Tıpkı kristal bir kürenin içindeki görüntüyü olduğundan farklı göstermesi gibi.
 

Bu can bu tende olduğu müddetçe, perde arkasındaki kukla ustalarını görmeye, göstermeye, sorgulamaya ve hakikatin güneş gibi parlaması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki, sistem değişmediği sürece, adalet ve hakikat tesisi edilmediği sürece, iman kalplerde tam yerleşmediği sürece, şehadet bilinci yeniden dirilmediği sürece bir çözüm olmayacak:
 

Ve biz; 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' diye kükreyen bir milletin evlatları olarak, bu oyunu bozmaya, bu sistemi ifşa etmeye, bu zulmeti aydınlığa çevirmeye ant içmişiz. İman dolu göğsümüz siper, şehadet aşkıyla çarpan yüreğimiz kılavuz; millî ve manevi değerlerimize sımsıkı tutunarak yürüyoruz bu kutlu yolda. Yürüyeceğiz ki hakikat tecelli etsin, yürüyeceğiz ki adalet hakim olsun, yürüyeceğiz ki Kudüs'te, Mescid-i Aksa'da saf tutan müminlerin tekbir sesleri semaya yükselsin. Ta ki zulüm son bulana, ta ki karanlık dağılana, ta ki o mübarek beldede Cuma ve Bayram Namazları kılınıp bayram sabahına uyanana dek.
 

Vesselam.

 

YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN
https://bncmedyahaber.com/yazar-ak-partili-vekilin-ses-kaydi-1259.html

 

 
Etiketler: Tarih, Tekerrür, Ederken:, Saltanattan, Deccal'in, Gölgesindeki, Demokrasi, Masalına,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Mart 2026
Ak Partili Vekilin Ses Kaydı
10 Şubat 2026
Korkunun İktidarı, Aklın Tasfiyesi
07 Şubat 2026
Plandemide Çocuklara Neden Virüs Bulaşmadı? COVID-19 ve JEFREY EPSTEIN DOSYASI
05 Şubat 2026
Bebek Yiyen Çeşme ve Sözde Medeniyetler Şehri İsviçre - Jeffrey Epstein Dosyası
30 Ocak 2026
İki Profesör, İki Linç: Bir Yargı Paketi, Bir Kenevir Düzenlemesi ve Senaryo Aynı
23 Ocak 2026
Metrekareyle Terbiye Edilen Toplum
15 Ocak 2026
İRAN’A “SİBER DEMOKRASİ”, VENEZUELA’YA “NARKO KURTULUŞ”: KÜRESEL PALYAÇOLARIN YENİ GÖSTERİSİ
02 Ocak 2026
Sofra Konuşursa!
20 Aralık 2025
Kenevirle Hayata Tutunan Prof. Dr. Dilek İnan, Türkiye’nin Kaybettiği Yılları Anlattı
16 Aralık 2025
5G ve mikrodalga frekanslarının görünmeyen tehlikeleri ve kenevirin dengeleyici gücü
13 Aralık 2025
Algoritmaların Yönettiği Dünyada Aile: Tehditlerle Yüzleşmek, Fırsatları Yakalamak
11 Aralık 2025
Kenevir Ekosisteminde Bilgi Yönetimi, Algı Savaşı ve Türkiye
04 Aralık 2025
Küçük Yürekler, Büyük Sessizlik
04 Aralık 2025
Çocuklarımızın elindeki tehlikeyi görüyor musunuz
29 Kasım 2025
3T 1B ve Yapay Zekâya Karşı Suşehri’nde Seferberlik
20 Kasım 2025
İşgalin Adresi Dün Filistin’di, Bugün Venezuela, Yarın Kim?
18 Kasım 2025
Savaşın Üç Yüzü: Militarizm, Meşruiyet ve Yıkım
09 Kasım 2025
3T 1B ve Yapay Zekâ: Zihinlerimizin Yeni Haşhaşı
08 Kasım 2025
Sarkozy’nin hücresi: Fransa, Siyonist lobiler ve bir ihtar operasyonu
08 Kasım 2025
BARIŞ MASKELİ İŞGAL: GOLAN’DAN TÜRKİYE SINIRINA SIZAN TEHDİT
25 Ekim 2025
Dizilerle Kurşuna Dizilen Vicdanlar
21 Ekim 2025
Barışın Enkazında Kalan Vicdanlar
18 Ekim 2025
Fırat’ın Serin Sularında Tarih ve Anadolu Ruhu
22 Eylül 2025
Ellerin Ustalığına Karşı Ekranların Esareti
19 Eylül 2025
Yenilenmeyen, Yenilir
16 Ağustos 2025
Özlediğimiz Eğitim, Kaybettiğimiz Yön
09 Temmuz 2025
Fesli Vatandaş, Şapkasız Devlet: Kıyafetin Değil, Çifte Standardın Hikâyesi
27 Haziran 2025
Mesele Kıyafet Değil, Teşhirciliktir!
22 Haziran 2025
Hayber ve Siccîl: Kur’an’dan Füze Sistemlerine Uzanan Zafer Şifresi
10 Haziran 2025
Boşanmalardaki Artışın Asıl Nedeni Aynada Saklı
09 Haziran 2025
Güneş Batıdan Doğdu!
01 Haziran 2025
“Allah Her Şeyi Bilmez” Diyenlere Allah’ın Kelamı Kur’an’dan Cevap!
16 Nisan 2025
Bir tekbirin hikâyesi: 3T1B'nin gölgesinde kayıp ruhlar!
09 Mart 2025
LGBT (EŞCİNSEL) Yasası Değişiyor: Türkiye’nin Geleceğini Şekillendirecek Düzenlemeler, Medya Manipülasyonları! Ve Siyonist Oyunlar! - 2
08 Mart 2025
LGBT (EŞCİNSEL) Yasası Değişiyor: Türkiye’nin Geleceğini Şekillendirecek Düzenlemeler, Medya Manipülasyonları! Ve Siyonist Oyunlar! - 1
16 Şubat 2025
Aç bırak itaat etsin, cahil bırak biat etsin!
06 Şubat 2025
UTTS tartışması ve Darphane Müdürlüğü’nün açıklaması: Kamuoyu aydınlatılmayı bekliyor
03 Şubat 2025
UTTS’yi darphane değil, ABD merkezli firma kontrol ediyor
22 Ocak 2025
Yanan adalet, kapitalizmin tuzakları, lüks tüketim ve toplumsal sorumluluk
08 Ocak 2025
Deprem, Anadolu'nun hikmeti ve milletimizin kimliği: Kent ve şehir ayrımında mimarlık ve medeniyet
23 Aralık 2024
Suriye Milli Ordusu (SMO): Bir direniş ve özgürlüğün hikâyesi
23 Aralık 2024
Dijital Kafes: Çipli Akaryakıt ve Kontrol Toplumuna Giden Yol
21 Aralık 2024
Akif, Mısır'a giderek Türk milletini nasıl bir utançtan kurtardı?
16 Aralık 2024
Suriye’nin kuzeyinde yeniden şekillenen dengeler
12 Aralık 2024
Eğitim adı altında gizli mesajlarla gelen yıkım: Toplum ve aileyi kim dizayn ediyor?
23 Kasım 2024
2024’ten 2025’e Geleceğin Kodlarını Çözmek!.. Kehanet mi? Kurgu mu?
10 Kasım 2024
Milli Güç Yolunda Eğitim: Aile ve Savunma Sanayii
20 Ekim 2024
Yapay zekâ ile yönlendirilen katliamlar
18 Ekim 2024
Genç avukatların sessiz çığlığı: İntiharın eşiğinden dönüş
01 Ekim 2024
Sosyal medya ve yalanlar: Yeni düzenlemelerle güvenli bir gelecek!
23 Eylül 2024
Sinyal savaşları: Çağrı cihazları ve telsiz patlamalarının gerçek sebepleri
22 Eylül 2024
Öngörünün Gücü ve Milli Teknoloji Hamlesi
21 Eylül 2024
Türkiye’nin vicdanını sarsan kayıp! Asıl soru: ‘Acı Son Narin’in mi?’ Yoksa Bizim mi?
04 Eylül 2024
Narin’i Konuşuyoruz, Peki Sessiz ve Gölgede Kalan Diğer 31 Çocuk?
25 Ağustos 2024
Karaburun’da Huzur ve Konfor ve Ege’nin Gizli Hazinesi
18 Ağustos 2024
Cancan ve Umudun Işığı
28 Temmuz 2024
“ÇANAKKALE” den Giremediler, “ÇANAK” tan Girdiler
18 Temmuz 2024
Vicdansızlığın Perdesi Aralanıyor!..
17 Temmuz 2024
Adaletin Çığlığı ve Vicdan Testi
15 Temmuz 2024
Evlilik ve Toplum, Tehditler ve Çözüm Önerileri
15 Temmuz 2024
15 Temmuz “Dört Vesayetin Sonu
12 Temmuz 2024
​Toplumsal Vicdanın Zaferi ve Görünmeyen Kahramanların Mücadelesi
30 Haziran 2024
Geliyor Gelmekte Olan!.. Biyolojik Terör Kapımızda!..
25 Haziran 2024
Eğitimin Pilotları: Geleceği İnşa Eden ve Zorluklara Göğüs Geren Öğretmenlerimiz
18 Haziran 2024
Okul Kıyafetleri ve Toplumsal Ayrışma! Kocaeli Olayının Düşündürdükleri!
11 Haziran 2024
Köpek lobisi ve toplum üzerindeki etkileri
19 Mayıs 2024
Algıların Köpek Dansı: Adalet ve Sorumluluk Arasındaki İnce Çizgi
01 Mayıs 2024
Çocuklar Neden Camiye Gitmek İstemiyor?
22 Nisan 2024
Yaşlıların Bir Araya Gelerek Ancak Bir Kirayı Ödeyebilmesi: Bir İroni mi, Yoksa Dram mı?
13 Nisan 2024
Bayramın Derin Anlamları ve Bir Ömre Sığdırılan Hasret
11 Nisan 2024
Dönüşüm rüzgarı: Bir halkın direnişi ve gelecek arayışı
05 Nisan 2024
Siyasi Liderlerin Eğitim ve Nitelik Seviyesinin Toplum Yönetimindeki Önemi
25 Mart 2024
Moskova'daki Terör Saldırısı ve Biyolojik Savaşın Gölgesinde Dünya: 4. Dünya Savaşı'nın Ayak İzleri
23 Mart 2024
Geleceğimizin Kıyameti “Asbest,” Sıfır Atık ve Kentsel Dönüşümün Karanlık Yüzü
15 Mart 2024
Gökdelenlerin Gölgesindeki İroni: Depremler, Sıfır Atık ve Kentsel Dönüşüm
03 Mart 2024
Zihinsel esaret: Afyonların ardındaki gerçek tehlike ve islami değerlere sadık kalma çağrısı
21 Şubat 2024
Görünmeyen Düşman: Kutuplaştırma ve İdeolojik Savaş
15 Şubat 2024
Dikey Yapılaşma ve Mahalle Kültürünün Erozyonu: Bir Hikâyenin Ardında Saklı Öğütler ve Tehlikeler
11 Şubat 2024
Alın Size Mektup!.. Alın Size Belge!.. İşte Danya’nın Mektubu Filistin’in ve Danya’nın Sessiz Çığlığı!..
21 Ocak 2024
TFF’nin Sponsorluk Skandalı, Futbolda Çizgi Aşımı ve Toplumsal Bilinç Uyarısı!..
15 Ocak 2024
Çifte Standartlar ve Sessiz Çığlık - Epstein Davası Üzerinden İslam Dünyasına Sesleniş
01 Ocak 2024
Süper Kupa Olayları ve Ardındaki Sorular - Türkiye Futbol Federasyonu, Protokol Detayları ve Toplumsal Dinamikler
31 Aralık 2023
Yılbaşı Kutlamalarının Dini Perspektiflere Göre Derinlemesine Analizi
24 Aralık 2023
Teğmen Krizi ve Askerlik Anlayışı: Geçmişten Günümüze Derin Bir Bakış
09 Aralık 2023
Balfour Deklarasyonu ile Başlayan Filistin'in Kırık Hikâyesi
07 Aralık 2023
Abdülhamit ve Herzl Penceresinden Yahudilerin Filistin Toprakları Üzerine Kirli Planı
19 Kasım 2023
II. Haçlı Seferi, Anadolu Selçuklu Direnci, Haşhaşilerin Kiralık Savaşı, Papa'nın Kaygıları ve Nûreddin Mahmud Zengî'nin Zaferi
01 Mart 2023
SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINDA DOLAŞAN DEPREM YALANLARI
18 Şubat 2023
Yaşarken Enkaz Haline Gelenleri Kim Kurtaracak?
02 Ekim 2022
Oysa ülkeyi yönetenlerin Hz. Ömer olması gerekmiyor muydu?
10 Haziran 2022
BATI ile yatıp, BATIL ile kalkmak: KURAN-I KERİM’E TEKME ATMAK!..
02 Mayıs 2022
Ramazan Ayında Şehvetin Azması (!)
30 Nisan 2022
GELENEKSEL TABİR İLE “İB..LİK” VE FUHŞİYAT NASIL MEŞRULAŞTIRILIR?
22 Nisan 2022
Metropolden Köye, Köyden Mezraya
20 Nisan 2022
MİLLİ SİNEMA ve ADANIŞ KUTSAL KAVGA
22 Mart 2022
Madenlerimiz Yeni Teknolojilerin Hammaddesi & Bizi Bekleyen Tehlikeler
10 Mart 2022
DİLİPAK, MAHKEMEDEKİ SAVUNMASINDA “ASLINDA SAVUNDUĞUM KİŞİLER TARAFINDAN SUÇLANDIM.”
04 Şubat 2022
METAVERSE (SANAL GERÇEKLİK)
30 Ocak 2022
KÜRESEL SALGIN İNSANLIĞI ÇARESİZLİĞE SÜRÜKLÜYOR!..
23 Ocak 2022
YAHUDİLİĞİN VE SABATEİZMİN TÜRKİYE’DEKİ YANSIMALARI
16 Ocak 2022
Eşcinseller Neden 20 Yıl Daha Az Yaşıyor!..
05 Ocak 2022
9 EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ'NDE İSLAMİ EĞİTİM
29 Ağustos 2021
Göç ve Göçmen Meselesi
20 Ağustos 2021
1 Teklifim Var!.. Hem 500 Kat Fazla Verim Elde Edelim! Hem de Ormanlarımız Geri Gelsin!
14 Temmuz 2021
Bilişim Suçları ve Banka Kartları Dolandırıcılığı -2-
13 Temmuz 2021
Bilişim Suçları ve Banka Kartları Dolandırıcılığı -1-
01 Temmuz 2021
Kanal İstanbul Projesi ve Türk Boğazlarına Hakimiyet Meselesi -IV-
27 Haziran 2021
Kanal İstanbul Projesi ve Türk Boğazlarına Hakimiyet Meselesi -III-
26 Haziran 2021
Kanal İstanbul Projesi ve Türk Boğazlarına Hakimiyet Meselesi -II-
21 Haziran 2021
Kanal İstanbul Projesi ve Türk Boğazlarına Hakimiyet Meselesi -I-
28 Mayıs 2021
Filistin Meselesi ve Tarihten Günümüze Yahudiler!.
26 Mart 2021
Tek Kuşak Tek Yol Projesi ve Çin Hegemonyası
14 Mart 2021
Hayvanlar Alemine Dönüş
11 Şubat 2021
Tehlike'nin Farkında mısınız? Dünyada - Türkiye'de ETCEP Uygulaması ve Topluma Yansıması
21 Ocak 2021
Şimdi Dünyayı Ne Bekliyor?
15 Ocak 2021
Kurtuluşa Giden Yolculuk BENİM AİLEM -1-
19 Aralık 2020
Benim Ailem
16 Aralık 2020
Küresel Soykırım
10 Ekim 2020
Dil (Ses) Eğitimi
12 Temmuz 2020
Tarihsel ve Stratejik Anlamda İstanbul’un Girit ve Diğer Depremlerle Bağlantısı - Büyük İstanbul Depremi
09 Temmuz 2020
Dikkat!.. Yeni Tehlikenin Adı Mavi Bebek (Blue Baby)
08 Temmuz 2020
bncmedyahaber.com Yazarı Muhammet Binici Kimdir?
Haber Yazılımı