Modern Hayat, Dijital Bağımlılık, Ekonomik Baskı ve Bilinçsizlik Aileyi Çöküşe Sürüklüyor?
Modern Hayat Çocuklarımızı Açık Açık Tehdit Ediyor?
Dijital Bağımlılık, Ekonomik Baskı ve Bilinçsizlik Aileyi Çöküşe Sürüklüyor?
Modern Hayat Çocuklarımızı Açık Açık Tehdit Ediyor? Dijital Bağımlılık, Ekonomik Baskı ve Bilinçsizlik Aileyi Çöküşe Sürüklüyor? Ramazan Bereketi programında gazeteci, araştırmacı yazar, program yapımcısı Muhammet Binici ile Dr. Erdem Ulaş’ın gerçekleştirdiği çarpıcı yayın, toplumun uzun süredir görmezden geldiği ağır bir tabloyu ortaya koydu. Özel gereksinimli çocuk sahibi ailelerin yaşadığı yalnızlık, bilgi eksikliği ve sistemsel yetersizlikler açık şekilde konuşuldu.
Ortaya çıkan sonuç ise oldukça sert: Modern hayatın bedelini çocuklarımız ödüyor!
GÜNDEM Haberi
Modern Hayat Çocuklarımızı Açık Açık Tehdit Ediyor?
Dijital Bağımlılık, Ekonomik Baskı ve Bilinçsizlik Aileyi Çöküşe Sürüklüyor?
Ramazan Bereketi programında gazeteci, araştırmacı yazar, program yapımcısı Muhammet Binici ile Dr. Erdem Ulaş’ın gerçekleştirdiği çarpıcı yayın, toplumun uzun süredir görmezden geldiği ağır bir tabloyu ortaya koydu. Özel gereksinimli çocuk sahibi ailelerin yaşadığı yalnızlık, bilgi eksikliği ve sistemsel yetersizlikler açık şekilde konuşuldu. Ortaya çıkan soru ise oldukça sert: Modern hayatın bedelini çocuklarımız ödüyor.
Annelerin Çığlığı: Yalnızlık ve Bilgi Eksikliği
Saha röportajlarında özel gereksinimli çocuk sahibi annelerin önemli bir bölümünün doğru bilgiye ulaşamadığı ve sosyal destek bulamadığı görüldü. Daha da çarpıcı olan ise bazı annelerin otizmi tam olarak bilmemesi, Down sendromu ile karıştırması ve yaşadıkları süreci tanımlamakta zorlanmasıydı. Bu tablo yalnızca kişisel bir eksiklik değil, kurumsal rehberlik boşluğu ve toplumsal duyarsızlık olarak değerlendirildi.
Otizmde Gecikme Telafi Edilmiyor
Programda en güçlü uyarı erken farkındalık konusunda yapıldı. Otizmin gelişimsel bir farklılık olduğu vurgulanırken, ailelerin inkâr sürecine kapılmadan bilinçli gözlem yapması gerektiği ifade edildi. Erken tanı geciktiğinde kaybedilen zaman geri gelmiyor. Uzman desteğine geç başvurmak, süreci daha karmaşık ve zor hale getirebiliyor.
Soframızdaki Risk: İşlenmiş Gıda ve Kimyasal Yük
Modern yaşamın beslenme alışkanlıkları da sert şekilde eleştirildi. Artan işlenmiş gıda tüketimi, tarım ilaçları ve katkı maddeleri yalnızca bugünü değil gelecek nesilleri etkileyen bir risk alanı olarak değerlendirildi. Gebelik döneminde annenin beslenmesinin çocuk gelişiminde kritik rol oynayabileceği ifade edildi. Yediklerimiz sadece bizi değil, doğacak çocuklarımızı da etkiliyor.
Dijital Çağ Aileyi İçten İçte Erozyona Uğratıyor
Ekonomik baskılar, gelecek kaygısı, sosyal izolasyon ve dijital bağımlılık… Modern hayatın bu dört başlığı aile yapısını derinden sarsıyor. Uzmanlara göre sürekli stres altında yaşamak aile içi iletişimi zayıflatıyor. Özellikle gebelik sürecinde yüksek stresin hem anne hem de bebek sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabileceği vurgulandı. Yüksek stres görünmeyen ama kalıcı izler bırakan bir tehdit.
Genetik Farkındalık Artık Bir Zorunluluk
Programda genetik faktörlerin göz ardı edilmemesi gerektiği belirtildi. Evlilik öncesi ve gebelik sürecinde yapılan sağlık taramalarının riskleri erken belirlemede önemli rol oynayabileceği ifade edildi. Bilimsel verilerle hareket etmek artık tercih değil, sorumluluk.
Anne Psikolojisi Geleceği Şekillendiriyor
Söyleşinin en dikkat çekici başlıklarından biri anne psikolojisi oldu. Gebelikten itibaren annenin yaşadığı stres, kaygı ve yaşam düzeninin çocuk gelişimiyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi. Psikolojik denge bozulduğunda yalnızca anne değil, çocuğun geleceği de etkileniyor.
Kurumsal Sorumluluk Nerede?
Özel gereksinimli çocuk sahibi ailelerin destek mekanizmalarına erişimde zorlandığı açıkça dile getirildi. Kurumlar arası koordinasyon eksikliği ve yetersiz farkındalık çalışmaları eleştirildi. Aile eğitim programları yaygınlaştırılmadıkça ve sahadaki rehberlik güçlendirilmedikçe tablo değişmeyecek.
Aile Yapısındaki Sessiz Çözülme
Doğurganlık oranlarının düşmesi, evlilik yaşının yükselmesi ve ekonomik baskıların artması aile yapısındaki dönüşümün diğer göstergeleri olarak sıralandı. Büyük şehirlerde yükselen yaşam maliyetleri ve gelecek kaygısı, yalnızca bugünü değil nesil planlamasını da etkiliyor. Toplumsal stres artık kuşakları şekillendiriyor.
Son Soru: Gerçekten Hazır mıyız?
Programın en net ve en çarpıcı mesajı şuydu: Doğru bilgi olmadan mücadele edilemez. Erken farkındalık olmadan yol alınamaz. Güçlü sosyal destek olmadan aile ayakta kalamaz.
Modern hayatın sessiz ama derin etkileri karşısında artık suskun kalmanın bir bedeli olduğu vurgulandı. Dijitalleşmenin, ekonomik baskının ve bilinç eksikliğinin gölgesinde büyüyen bir nesil gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Eğer bugün harekete geçilmezse, yarın çok geç olabilir.
Asıl soru artık şu: Çocuklarımızı risklerle baş başa bırakmaya devam mı edeceğiz, yoksa sorumluluk alıp değişimi başlatacak mıyız?
Sonuç: Çözüm Bilinçte, Cesarette ve Dayanışmada
Programın sonunda hem Dr. Erdem Ulaş hem de Muhammet Binici net ve çözüm odaklı mesajlar verdi.
Dr. Erdem Ulaş, ailelere açık bir çağrıda bulundu:
“İnkâr zaman kaybettirir. Çocuğunuzu dikkatle gözlemleyin, en küçük şüphede uzman desteğine başvurun. Erken müdahale bir çocuğun hayat akışını değiştirebilir.”
Ayrıca gebelik sürecinde sağlıklı beslenmenin, stres yönetiminin ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Muhammet Binici ise toplumsal boyuta dikkat çekti:
“Bu mesele yalnızca ailelerin değil, toplumun tamamının sorumluluğudur. Anneleri yalnız bırakamayız. Bilgiye erişimi kolaylaştırmalı, kurumları daha etkin ve ulaşılabilir hale getirmeliyiz.”
Ortak mesaj netti ve güçlüydü:
Bilinç olmadan koruma olmaz. Erken farkındalık olmadan gelişim olmaz. Dayanışma olmadan gelecek olmaz.
Ve geriye hepimizi düşündürmesi gereken o soru kalıyor:
Toplum olarak bu sorumluluğu gerçekten üstlenmeye hazır mıyız?