Daha önce “Dijital Kafes: Çipli Akaryakıt ve Kontrol Toplumuna Giden Yol”başlıklı köşe yazımda Türkiye’de ilk kez gündeme getirdiğim bu konunun ne denli büyük bir tehlike arz ettiğini bugün bir kez daha hatırlatmak zorundayım. Devletlerin teknolojiyi kullanarak denetim mekanizmalarını güçlendirmesi elbette ki kaçınılmaz bir gereklilik. Ancak, bu denetimin hangi eller aracılığıyla yapıldığı ve bunun kime hizmet ettiği, meselenin en can alıcı noktasıdır.
Resmi Gazete ’de 24 Mart 2021 tarihinde yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile birlikte, akaryakıt istasyonlarında elektronik ortamda anlık veri aktarımı yapabilen yeni nesil Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS) zorunluluğu getirilmiştir. Devam eden süreçte, 31 Ocak 2025 tarihine kadar bütün ticari ve resmi taşıtlara bu sistemin takılması şart koşulmuş ve projeyi yürütme yetkisi Darphane’ye verilmiştir.
Buraya kadar her şey makul görünse de, perde arkasındaki gerçekler hiç de iç açıcı değil!
DARPHANE DEĞİL, ABD MERKEZLİ BİR FİRMA KONTROL EDİYOR!
Dikkat edilmesi gereken en önemli husus, Darphane’nin bu teknolojiyi bizzat üretmiyor olması. Peki, kim üretiyor?
Darphane bu yetkiyi, aslında bir Amerikan firması olan Gilbarco Veeder-Root’un (GVR) kontrolündeki TURPAK’a devretmiş durumda!
TURPAK, GVR firmasının Türkiye’deki uzantısı olarak faaliyet gösteren bir şirkettir ve bu firmanın bütün sistemleri, yazılım ve donanım ögeleri dışarıdan temin edilmektedir. Daha da dikkat çekici olan nokta ise, GVR’nin, bir başka dev teknoloji şirketi olan ORPAK ile bağlı olmasıdır. ORPAK ise bir İsrail firması olup, dünya genelinde akaryakıt sistemleri konusunda tekel olma konumundadır.
Böylece, Türkiye’deki bütün ticari ve resmi taşıtların yakıt tüketim verileri, plaka bilgileri ve hareket rotaları yabancı bir firma tarafından işlenerek global bir veri havuzuna aktarılmaktadır.
Sadece bu bile, UTTS’yi bir milli güvenlik sorunu olarak tanımlamak için yeterlidir!
BU SİSTEM NEDEN TEHLİKELİDİR?
DAHA GÜVENLİ VE YERLİ ÇÖZÜMLER MÜMKÜN!
Peki, taşıt tanıma sistemi ihtiyacı tamamen ortadan kaldırılmalı mı? Hayır, ancak yerli ve milli teknolojiler geliştirilerek bu denetim ihtiyacı karşılanmalıdır.
Alternatif olarak:
Son söz olarak: UTTS projesi bu haliyle tam anlamıyla bir milli servet israfı ve güvenlik zafiyetidir. Projenin acilen iptal edilmesi ve kamu kaynaklarını sırf belirli bir firmanın kârına hizmet edecek şekilde harcayan yetkililerin hesap vermesi gerekmektedir.
Gözümüzü açalım; teknolojiye sahip çıkmak, onu bilmediğimiz ellere teslim etmek değil, onu kendimiz üretmekle mümkün olur!
Kayıt dışı yakıt ticaretini ve yakıt harcama gider kontrolünü sağlamak amacıyla bu kadar büyük bir israf ve güvenlik zafiyeti oluşturmaya gerçekten değiyor mu? Bu önlemler, vatandaşın özgürlüğünü kısıtlayarak, hem ekonomik hem de güvenlik açısından ciddi riskler doğururken, asıl amacına ulaşmak için ne kadar etkili olacak?
İsrail’in geçmişte ellerde patlattığı çağrı cihazlarını ve telsizleri ne çabuk unuttuk? Şimdi bir an durup düşünelim; yakıt deposuna takılan bu cihazların uzaktan kontrolle patlatıldığını ve tüm araçların eş zamanlı olarak infilak ettiğini… Fosil yakıtların yüksek yanıcılığıyla birleştiğinde ortaya çıkacak felaketi hayal edebiliyor musunuz? Binlerce aracın bir anda ateş topuna dönüşmesi, şehirleri cehenneme çevirebilecek bir güvenlik zafiyeti oluşturmaz mı? Peki, böylesine devasa bir yangını hangi itfaiye söndürebilir? Böyle bir riski göz ardı etmek, sadece kişisel güvenliği değil, ulusal güvenliği de büyük bir tehditle karşı karşıya bırakmaz mı?
Vesselam…
|
||
|