
Adaletin İki Simgesi de Vuruldu: Kaçar Soyundan Tarihi Uyarı
Tahran / İran – Gazeteci yazar, bilişim teknolojileri ve sosyal medya uzmanı Muhammet Binici, İran'ın başkenti Tahran'da hem tarihi hem de modern adaletin kalbi sayılan iki önemli yapıya yönelik saldırıları değerlendirdi.
Binici, Kaçar Hanedanı'na uzanan soy bağıyla birlikte, 28 Şubat sabahı ABD ve İsrail savaş uçaklarının Tahran'ı vurduğunda hedef alınan yapılar arasında İran'ın modern yargı sisteminin merkezi Adalet Bakanlığı binasının da bulunduğunu hatırlattı.
"Burası, İran'ın modern yargı sisteminin kalbi: Adalet Bakanlığı" diyen Binici, Kaçar'ın adalet sarayından sonra bu binanın İran'ın hukuk tarihine yeni bir sayfa açtığını vurguladı.
"Cephesindeki çatlaklar, sadece betonun değil, bir ülkenin adalet anlayışına vurulan darbenin göstergesi" ifadelerini kullanan Binici, saldırının ardından bina cephesinde oluşan hasara dikkat çekti.
Kaçar Adalet Sarayı'ndan Modern Adalet Bakanlığı'na Uzanan Hikâye
Binici, konuşmasının devamında tarihsel bir perspektif sundu:
"Ben, Kaçar soyundan gelen biri olarak, tarihten bugüne adaletin simgelerinin nasıl hedef seçildiğini görüyorum. Kaçar'ın Adalet Sarayı yara aldı; şimdi de modern adaletin merkezi vuruldu."
Binici, bu saldırıların yalnızca binaları değil, bir milletin adalet bilincini hedef aldığını belirterek, tarih boyunca adaletin simgesi olan yapıların savaşlarda ilk tahrip edilenler arasında yer aldığını ifade etti.
"Adalet, mermerden ya da betondan ibaret değildir" diyen Binici, ancak bu taşların bir milletin ortak hafızası ve vicdanı olduğunu sözlerine ekledi.
Tarihi Miras ve Adalet Vurgusu
Binici, 28 Şubat saldırılarının yalnızca askeri hedefleri değil, bir ülkenin kültürel, tarihi ve hukuki simgelerini de vurduğunu belirterek şu çağrıyı yaptı:
"Adaletin taşları çatlasa da, adalet duygusu çatlamamalı. Bu binalar hangi döneme ait olursa olsun, hangi bayrak altında olursa olsun, savaşın hedefi olmayı hak etmiyor. Çünkü adalet, tüm insanlığın ortak değeridir."
Gazeteci yazar Muhammet Binici'nin bu çıkışı, tarihi kimlik ile güncel siyaset arasında kurduğu köprü ve adalet kavramını savaşın üzerinde konumlandıran duruşuyla dikkat çekti.
|
|
||
|
